16 Aralık 2010 Perşembe

Med - Cezir

Yalnızlar gibi susup uzun uzun,
Düşlüyorum bu kenti.
Ah, bir aşk gibi...

Bu şehirde küçük kendini beğenmiş yıldızlar yalnızca bir kişiye yardım etmekle meşgul iken; ay tüm şehri etkiler ve onlarla tek tek ilgilenir.
Bu şehrin en görünür ve en yüksek yerinde, yanına gittiğinizde kafanızı kırılcakmışçasına yukarı kaldırmadıkça sonunu göremeyeceğiniz yükseklikte bir kütüphane bulunur.
Her katında, her rafında yüzlerce kitap vardır ve kitapların her sayfasında ayrı bir bilgi.
Bu bilgilerin hayata aktarılmasıyla oluşan bir dış görünüşü vardır bu kütüphanenin, binanın dışı onu oluşturan mühendislerden başka kimsenin bilmediği bir betonla örtülür ve bu beton sadece ay ışığına duyarlı bir betondur.
Girişinde koskocaman harflerle مد / جزر yazılmıştır kütüphanenin, insanlar orayı "Med-Cezir" ismiyle tanırlar yani. Harflerin arapça yazılması bilginin kaynağına ve oluşumuna verilen önemden ötedir.
Bu şehirde Med-Cezir'i birilerine sormanıza gerek yoktur, şehrin neresinde olursanız olun kafanızı göğe doğru kaldırmanız yeterlidir onu görmek için.
Kütüphane sadece ayın dolunay olduğu zamanlarda tam olarak ışıyıp, bakanın gözünü alan bir beyaza kavuşur, yarım ay onu tam olarak ışıtmaz, yeni ay onun yasıdır.
Sadece onun değil tabi, tüm şehrin.
Bulutların dolunayı kapatmadığı günler olur genellikle yaz aylarında ve bugünler de şehrin şölen günleridir.
Cehennemi bir kalabalık kütüphanenin etrafında toplanır ve hiç sorunsuz gün doğumuna kadar eğlenirler.
Buradaki insanlar bilgiye açtırlar ve ne kadar çok öğrenirlerse öğrensinler, doymazlar bilmeye.
Her şeyin doğrusunu bilmek için yarış halindedir herkes,
Politika denince akla iki yüzlülüğün ve yalanın gelmediği tek şehir burasıdır dünya üzerinde.
Politikacı denince halkın yaşam koşullarını iyileştirmeye çalışan, onların haklarını savunan beyaz gömlekliler gelir insanların gözlerinin önüne,
Kütüphanenin en üst katında çalışırlar tüm şehire hakim olabilmek için, durmadan okuyup durmadan not alırlar.
Yazılanlar bitmez ya, okunanlar yazılanların %1'i olsa kâfidir bir şehri yönetmeye.
Halk oylamasını kendisi,direkt olarak yapar, bilmeyen kişileri tahtından indirip yerine bilenleri koymayı da çok iyi bilirler.
Bilgiyle beslenenler, yukarılarda bilenin olmasından yanadırlar.
Ellerini açıp, her şeyi bildiğine inandığı bir tanrıyı göklerde arayan bu halk, en çok bileni göğe en yakın olan seçmekte tereddüt etmez.
Durmadan okuyup, durmadan hayal ederler.
Hayal şehir bu ya.

                                                                                'Seni düşünmek şehir, ne kadar zormuş.'


[Elif Şafak – Med-Cezir]
[Kazım Koyuncu - Tsira / Ayrılık Şarkısı]