15 Ağustos 2010 Pazar

Yazmak üzerine.

'Geç oldu biraz ama,merhaba' dedi.'Yok,sorun değil,merhaba' dedim,gülümsedim.'Uzaktan çok soğuk görünürüm,hatta beni tanımadan benden nefret edenler bile var ve bu özelliğimle çok mutluyum. Görünüşe göre soğuklukta benden aşağı kalır yanın yok' dedi kafası eğik halde. 'Dışarıdan öyle görünürüm,beni tanıyanlar öyle olmadığımı söylüyor ama' dedim.'Kısmet olmadı tanımak,hakkını helal et' dedi çıkarken.'Helal olsun tabi,sende helal et'. 'Bunu bir düşüneceğim dedi,çıktı.

Bulunduğu yer o adamın hiç tanımadığı bir insana geçen,miktarının ne kadar olduğunu,ne ile ölçüldüğünü bile bilmediği bir hakkı,hak sayıp saymayacağını düşüneceği detaycılığı kabul edecek bir yer değildi halbuki.Olsa olsa boş bir uğraş olurdu düşünmek,uğraşmadığına eminim. Zaman küçük şeyleri düşündürürdü insana ama daha küçüklerine izin yoktu. Şaşırtmayı seçmişti verdiği cevapla beni,başardı.Normaldi gerçi,
** 'Hiç bir şey hayat kadar şaşırtıcı olamazdı,
Yazı hariç.'

Bahsedilen şaşkınlık bir çok yerde bulunabilir.Alelade olmayan bir köşe yazarının köşesinde yazdığı yazıyı okuyan insanların yüzleri yeterli çoğu zaman. Epi topu iki sayfaya okuyanın bakış açısını değiştirebilecek kudrete sahip bilgiler ekleyip bunu delilleriyle yoğuran yazarın yazısı olabilir kaynak. Ya da 400 sayfalık romanın satır aralarına sıkıştırılan bilinenlerin fazlalığı da olabilir. Eminim heyecanla okuduğunuz herhangi bir romanın son sayfalarını çok merak ettiğiniz halde çevirmemeyi istemişsinizdir.

Bahsedilenlerle birlikte bir kaç unsur daha var bu şaşkınlığı sağlayan.Anlatım tarzı bu unsurların başında geliyor bence. Elif Şafak'ın yazdığı 'Aşk'tan örnek verilebilir,iki senedir satış listelerinin başında bulunmasıyla kendine has bir rekorun sahibi. Kitapta 'İlahi aşk' anlatılıyor. Mevlana ve Şems'in ayrı hayatlarının bir noktada kesişmesi ve bundan sonrası için ikisinin başlarından geçenler kitabı oluşturan ana hatlar. Kitabın anlatımının güzelliği ve zarifliği henüz kapağında hissediliyor. 'Aşk' konulmuş kitabın adı ve sizinde bildiğiniz gibi aşk ülke insanlarında bir 'ulaşılamazlık' olarak algılanıyor. Aşk'ı kitaplıklarının en ulaşılmaz yerine kaldırmış insanlar ve inanmıyorlar,ilginç olmayan tarafı inanmak istiyorlar. Böylesine 'kutsal' bir sözcüğü önsöz olarak seçmek anlatımın güzelliği işte. Kitabın içinde yer alan her kahramanın gözünde aynı olayın farklı canlandırılması,yerinde ve miktarınca betimlemeler anlatımı güzelleştiren diğer öğeler. Sonuç mu? İnsanların 'din'den kaçarken 'din'in özünü temele yerleştiren bir fikre,'tasavvuf' fikrine sempatiyle bakması.

Bir diğer unsur yazarın bilgi dağarcığı. Okuduğunuz yazı sizin daha önce hiç duymadığınız ama duysaydınız bununla mutlu olacağınız bilgiler içeriyorsa yazarın bir bilge olduğunu düşünebiliyorsunuz. 'Bunları biliyor muydunuz?' tarzında şeyler aslında. Şehzadeliği döneminde Yavuz Sultan Selim'in Tebriz'e davet edilip,ilerleyen yıllarda ülke topraklarını elinden alacağı Şah İsmail'le bir satranç karşılaşması yaptığını ve bu karşılaşmayı kazandığını sayesinde okuduğunuz yazara karşı bir minnettarlık duyuyorsunuz elbet. Ya da Binbir Gece Masalları'nı Şehrazat'ın değil de 'Anna' isminde birinin anlattığını ve olayların aslında İstanbul'da geçtiğini bir kahve detayından yola çıkarak size ispatlamaya çalışan yazarı seviyorsunuz. Onun sizden daha çok bildiğini anladığınız o andan sonra olaylara olan bakış açınız değişebiliyor.Şöyle ki; Mevlana'nın Şems'le olan yakın ilişkisini Mevlana'nın cinsel tercihine yorduğu anda bile yazar,siz önce düşünüp sonra kızıyorsunuz önce kızıp sonra düşünmeniz gerektiği halde. Mutasavvıflar arasında bir numara olmak için Mevlana'nın Şems'i kuyuya kendisinin attırdığı fikrine ihtimal vermeseniz bile düşünüyorsunuz bu etkiden sonra. Mevlana neden Şam'a gitti ki Şems'i bulmak için? Kuyuda olduğunu düşünerek hemde.

Bilmek ve bildiğini anlatabilme yeteneğinden başka bir şey değil bir yazı. 'Hayal Şehir' sizlere bilinenin izahını ve yorumunu vaad ediyor.
Farklı yanı dolaştığınız sokaklarda bir hayale rastlayabilme ihtimaliniz.

Geç oldu biraz ama,merhaba size.
Hoşgeldiniz.

[Kara Kitap-Orhan Pamuk]