Mumlar var,mumları yak!
Anlatacaklarım uzun,
Uzundur yollar ve... '
Bir hiciv ustası yaşarmış Osmanlılar içinde. Adı Heccav'mış,dili de kılıçtan keskinmiş diyorlar. Deliymiş biraz da,kendisine verilen altınları yağmura,sokaklara,çocuklara dağıtacak kadar. Yalnızmış bir de,onunkine yalnızlık denirse. Yıldızlarla konuşurmuş,yıldızların gökteki duruşlarını yorumlayıp hicvedermiş,hicvedilenlere göre herkesi,ona göre hak edeni. Heccavın dilinin en çok dokunduğu kişi Kalaylıkoz Mehmet Efendiymiş. Seneler boyu saraydakileri birbirine düşürmekle cebini doldurmuş ta ondan. 66 yaşında el değmemiş bir bakireyi kendine eş alınca olan olmuş. Heccav'ın dilinin okları Mehmet Efendiyi bulmuş. Ne yapsa,ne etse,nasıl Heccavı yok etse?
'Padişahım,Heccav'ın yazdığı dizeler kendine ait değil. Başka başka şairlerden alıyor o dizeleri.'
Padişah şaşırmış önce. Bunca yıldır takdirle karşıladığı hicivlerin sahibiymiş Heccav. Bunu anlamanın tek bir yolu olabilirmiş ona göre,Heccav'ı çağırmış yanına.
Heccav,senin hakkında kötü söylüyorlar,eğer sen yazıyorsan bu dizeleri zaten yine yazabilirsin. 444 dize istiyorum senden,sabaha kadar vaktin var. Yoksa unut kelleni kabilinden sözler sarfetmiş.
Heccav ne kadar yaşarsam yeterince yaşamış olurum acaba diye düşünüp ümitsiz bir biçimde evine dönüyormuş o akşam.Onun tek yardımcısı yıldızlarmış,sabaha kadar 444 dize nasıl oluşturulabilirmiş ki? Öylece dalmış Heccav uykuya. Sabah kalkmış,bir de ne görsün,yıldızlar onun yerine oluşturmuşlar 444 dizeyi. Hemen padişaha koşmuş. Sunmuş dizelerini,almış takdirleri bir kese altınla beraber.
Kalaylıkoz Mehmet Efendi ulaşamamış emeline.
'Padişahım,bu adam sizin verdiğiniz altınları yerlere saçtı,çoluk çocuğa dağıttı. Bu ne densizlik! Çağırıp bir daha yazmasını isteyelim o 444 dizeyi'.
Padişah yine şaşırmış,çağırmış Heccav'ı huzuruna. Madem sen yazdın bu dizeleri,haydi bir daha yaz da görelim. 444 dize,öncekiler gibi. Aynısı.
Heccav ne kadar yaşarsa yeterli olacağını tekrar düşünerek evine çekilmiş. Yıldızlar başlamış şekilleri oluşturmaya. Ama ne yaparsa yapsınlar,önceki 444 dizeyi tekrardan aynı kelimelerle yazamıyorlarmış. Sabaha bambaşka bir 444 dize çıkmış ortaya. Heccav çıkmış padişahın huzuruna.
Vurun kellesini bu yalancının demiş ve Heccav öylece infaz edilmiş orada. Sivri dilinin kar etmediği durumlarda varmış bu hayatta.
İşte,o günden bugüne yıldızlar her gece yer değiştirirmiş o 444 dizeyi oluşturabilmek için. O günden bu güne oluşturulamamış o 444 dize. Oluşturulsa da ne fayda,ne bir Heccav kalmış dünyada,ne de onu affedecek bir padişah. Kalaylıkoz Mehmet Efendiler çokmuş ama...
Büyük İskender şehrin dört bir yanına büyükçe aynalar koyarmış dışarıdan gelebilecek tehlikeleri önceden görebilmek için.
O aynalardan şehrin içini de gören bir kaç tane daha eklemek zamanı belki.
Şehrin kendini beğenmiş duruşunun yersizliğini anlamak için.
Ve bir soru;
Hayal şehir neresi?
[Yasemin Mori-Mutsuz Funk]
[Şehrin Aynaları-Elif Şafak]
[Şehrin Aynaları-Elif Şafak]